Cézanne “Resimde her şeyden önce armoni gelir.” demiştir. O’na göre çizgi, bir “abstraksiyon”dur. Doğada çizgi diye bir şey yoktur. Çizgi, geometrinin malıdır. Ama ressam resmine çizgi ile başlamaktadır. A.Lhoto çizginin saf ve geometrik bir eleman olduğunu, arı, soyut, form kombinasyonlarının yaratılmasında başlıca inşa unsuru olduğunu söyler. O’na göre çizgi, aynı zamanda, rengin yerini önceden kararlayan bir grafik elemanıdır da. Fakat ressam boyarken, aynı anda çizmiş de olur. Çünkü; bir renk lekesinin taşıdığı oranlar, hareket ve karakter, desen fikri içindedir (Bigalı, 1976:198).

Armoni, bütünün benzer tarafları olan parçalarla oluşturulmasıdır. Bir veya birkaç tasarım elemanının farklılık veya aralık dengesidir. Şekil, boyut veya renk gibi nitelikler bakımından bir veya birkaç bakımdan benzer elemanlar olan üniteler armoniktir(Graves, 1951).

Genel olarak uyum, bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki benzerlik, yumuşak ilgililik, uygunlutur. Öğelerin kendi aralarında ve içsel değerlerle, ilgi-yapı- etki (incelik-kalınlık, düzlük-dalgalılık, belirlilik-belirsizlik) olarak, birbirlerine uygun olması, yan yana gelen parçaların net zıtlıklar-çelişkiler-aymazlıklar göstermemesidir. Öğelerin birbirini andıran, birbirine akraba, birbirine benzer değerlerle, bir düzen içindeki bileşimidir. O, öğeler arasındaki “ayar”dır (Atalayer, 1994:123).

Bigalı’ya (1976) göre armoni sabit ve düzgün bir bütün oluşturmak için, birbiriyle ilgili elemanların uyumlu bir kombinasyonudur. Armoni; eseri, uygunluklar içinde götürmek, bir uygunluk rengi içinde düşünmek gereğine inanmaktır. Paul Serusier’ye göre armoni; “Duyguların aranjmanı, düzeltilmesidir. Duygularımızın esprisini ve işleyişini tatmin eder. Mutlak bir güzellik vardır, buna yaklaşılabilir, fakat bu güzellik ancak mükemmel varlıklarda bulunabilir. Bu anlamda güzellik, kişiye göre değişir” (Bigalı, 1976:199).

Bir resim için armoni; valör, renk, şekil gibi plastik ve resimsel elemanların birlik içinde bulunmaları ve kullanılmalarıdır. Ancak, araya birliği bozacak ve ayrı düşecek dissonansların (uygunsuz) girmemesi gerekir. Çok çeşitli ve etki yapacak renkler olsa bile, onların da öteki renklerle ilgisi düşünülmelidir. Bu tutum içinde; tabloda hangi armoni çeşidi esas alınmışsa, renkler arasında da, o türlü bir ilgi sonuna kadar sürdürülmelidir. Plastik elemanlar, birlik içinde ve tek bir fikirde birleşmelidirler (Bulut).

Armoni, plastik ve resimsel elemanları uygun düşürmek esasını verir. Eseri, uygunluk serisi içinde geliştirmek, bir uygunluk rengi içinde anlamak ve tanımak gereğini yaratmaktadır.

Renkler, armoni kategorilerine göre, bütünlük ve birlik kazanırlar. O halde, belli bir armoni kategorisine göre birlik ve bütünlük kazanmış olan bir renk, başka bir kategorinin malı olan renk armonisi içine giremez. Resme, bir çeşit armoni geliştirirken, uygunluğu bozacak bir renk katılacak olursa, armoninin bozulacağı bir gerçektir. Bu renge dissonans diyoruz. Uygunluğu gerçekleştiren renkler ise, “assonant” tırlar.

Armoni, tekdüzeliğin ve değişikliğin iki uç noktası arasında yer alır. Her iki karakterle oluşur. Armoni beyaz ve siyah gibi iki extremden oluşan orta griye benzer. Tasarımın bir uçtan diğerine ne kadar yakın olacağı sanatçının mizacına, ifade edilecek düşünce ve duygulara bağlıdır ve bu tasarımın işlevi olacaktır (Graves, 1951).

Armoni kavramı ve uygunluk esası ile kompoze edilen sanat elemanları, soyut havayı yaşatırlar. Kandinsky’e göre armoni, eserin kompozisyonudur. Plastik elemanlara, aralarında bir birlik kurmak ve kurdurmak esası ile yükümlü olan sanatçı, şu üç ilkeyi kompoze eder:

1- Birlik (Unité) Değişik elemanların, bir bütün yaratmak üzere
birleştirilmesi.

2 – Değişiklik (Variation) : Renk parçalarının kapladığı alanların, aralarındaki kontrastlarla ve bu renklerin, kendi içlerinde sürekli olarak gelişen ton ve nüans farkları.

3- Denge (Balance) : Renk, valör, çizgi, şekil disiplinleriyle elde edilir. Renkte denge; büyük parçalardaki zayıf renklerin, küçük parçalardaki kuvvetli renkleri tartıya almalarıyla oluşturulur (Bigalı,1976:200).
Itten renklerin fizik niteliklerine dayanan ayrıntılı bir teknik teorisi kurmuştur. Itten’nın bu teorisi eski zamanlardan beri kullanılan renk armonilerini şöyle sıralamaktadır:

1)Yalın renklerin kontrastı;
2)Açık – koyu kontrastı;
3)Sıcak – soğuk kontrastı;
4)Tamamlayıcı kontrast;
5)Yanıltıcı kontrast;
6)Kalite kontrastı;
7)Miktar kontrastı.

Itten’nın renk teorisi okullarda öğrenilmesi gerekli renk eğitimine düzenli bir temel teşkil etmiş, teknik bakımdan üzerine bugüne dek fazla bir şey eklenmemiştir.

Itten ayrıca renk seçmeleri ile kişisel psikolojik ve fizyolojik yapı arasında bağıntılar kurmuş, ilginç bilgiler vermiştir. Temel sanat eğitimi dersinde bu düzenli temelden hareket edilerek, sonunda dinamik bir renk eğitimine varmak gerekmektedir. Renk kontrastları konusunda bu düzenli öğretime girişilmeden önce eğitilen kitlede bir renk kontrastı kavramı uyandırılmalıdır.

Renk kontrastları, rengi, rengin birbirleriyle olan ilişkilerinde uyum veya çelişkinin anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu renk kontrastları hiç bir zaman kalıplaşmış, formülleştirilmiş renk yanyanalıkları olmamalıdır.

Yalın Renk Kontrastı
Renkleri birbiriyle karıştırmadan birtakım irili ufaklı geometrik biçimler kullanarak yalın renklerle bir yüzey oluşturma çabasıdır. Kullanılan biçimlerin herhangi bir geometrik forma bağlı olması söz konusu değildir.

Açık – Koyu Renk Kontrastı
Bu çalışma ile öğrenci renkleri kendi zevkine göre karıştırmaya, kendince değerli uyuşumlar yapmaya başlayacaktır. Bu konu bir öncekine karşın iki özelliğe sahiptir.

1-Öğrenci yalnızca ışıklı ve koyu nitelikli renkleri arayacaktır. Yani orta tonlu renklere bu kontrast prensibi içinde yer yoktur.

2-İkinci özellik ise açık ve koyu nitelikli renkler kesinlikle karıştırılarak elde edilmiş renkler olmalıdır. Renkler öğrencinin kendi dünyasında düşünebildiği, sevecen bulduğu açık ve koyu niteliklere sahip bulunmalıdır.

Sıcak – Soğuk Renk Kontrastı
Sıcak – Soğuk renk çalışmalarında doğadan çalışmalar, çiçek etütleri gibi araştırmalar faydalı olur. Obje üzerinde görülebilen belirgin bir rengin daha zengin renk çeşitlemesiyle anlatılmaya çalışılması gereklidir. Sıcak – soğuklu renk nüansları yerel rengin kendi karakteri içinde oluşmalıdır. Hiçbir renk doğada tek başına, bağımsız olarak görünemez. Ayrıca, hiçbir renk tek olarak düşünüldüğünde, sıcak veya soğuk olarak değerlendirilemez. Bir rengi sıcak veya soğuk olarak nitelendirmek onu etrafı ile görüp değerlendirdikten sonra mümkün olur. Doğa, en iyi renk öğreticisidir. Özellikle sıcak – soğuk renk konusunda doğaya dönük çalışmalar yapmak çok yararlı olacaktır.

Tamamlayıcı Renk Kontrastı
Renkler psikolojik etki yönleriyle birbirlerinden farklılık gösterirler. Örneğin, turuncunun yaptığı etki başka bir rengin etkisiyle aynı değildir. Mavinin herhangi bir nüansında bulduğumuz dinlendiricilik bir başka renkte bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki renklerin yaptıkları etkileri bir başka rengin ters etkisiyle dengelemeyi sağlamak tamamlayıcı kontrast ile mümkün olur. Bu kontrast veya kontrastla uyuşum prensibinde turuncu ile mavi, kırmızı ile yeşil, sarı ile mor etki yönleriyle birbirlerini tamamlarlar. Bu tamamlama olgusuna etkilerin nötr hale gelmesi de denmektedir. Tamamlayıcı kontrast, üç grup renk beraberliğinde sonsuz çeşitlenmeler, gelişmeler gösteren bir uyuşum prensibidir. Bu prensipte belirgin iki esas vardır.

1)Birbirlerini tamamlaması istenilen iki rengin ışık güçlerinin eşit olması,
2)Sözü edilen iki rengin beraberliklerinde bir renk uyuşumluğu bulunması gereklidir.

Miktar Kontrastı
Renklerin yalın halleriyle kullanıldıklarında yaptıkları etkileri, renk yüzeylerini ölçülü olarak düşünerek dengelemeye çalışmaya ölçü kontrastı denilmektedir. Örneğin; yalın halde kullanılan bir ölçü limon sarısı yalın halde kullanılan üç ölçü mora eşittir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Kalite Kontrastı
Bir rengin en ışıklı nüansından başlayarak koyulaşmaya doğru götürülürken veya koyudan açığa doğru getirilirken elde edilecek ara tonlar sözü edilen rengin çeşitli kaliteleridir. Böyle bir çalışmada öğrencinin rengi çok sayıda kaliteye ayırmaya ve zengin bir seri yapmaya yönlendirilmesi faydalı olacaktır. Çalışma yüzey değerlendirilmesi olarak görülmelidir.

Yanıltıcı Kontrast
Renklerin tek olarak etki güçlerinin yanı sıra, rengin fonu ile birlikte ele alındığında etkisinin farklılaştığı açıktır.. Örneğin, beyaz bir fon üzerindeki kırmızı lekenin, gri fon üzerindeki kırmızı lekenin ve siyah fon üzerindeki kırmızı lekenin faklılıkları, etki güçleri hemen belli olur. Ana renkler diğer kromatik renklerin, kendi tamamlayıcılarına doğru değişme eğilimine sahiptir. Bu olgu yanıltıcı kontrast olarak bilinir.
İnsan gözünün tamamladığı ve dengelediği tamamlayıcı ve yanıltıcı kontrastlar, yalnızca tamamlayıcılık bağlantısı kurulduğu zaman gündeme gelir. Şimdi bu düşünceye değişik bir açıdan yaklaşalım: İnsan gözünün tamamladığı ve dengelediği tamamlayıcı ve yanıltıcı kontrastlar, yalnızca tamamlayıcılık bağlantısı kurulduğu zaman gündeme gelir.

Bulut’un (1994:10) renk ilişkilerine bakışı şu şekilde olmuştur; “İnsanlar renk armonisinden söz ederken, iki veya daha çok rengin ortak objektifini değerlendirmiş olurlar. Öznel renk kombinasyonlarıyla elde edilen deney ve deneyimler onların uyumsuzluk anlayışında bireysel farklılıklar gösterir.”

Ortak dilde uyumlu diye adlandırılan renk kombinasyonlarını, genellikle benzer renkler veya aynı değerdeki farklı renkler oluşturmaktadır. Kural olarak, uyum ve uyumsuzluk tanımı yalnızca uyumlu, uyumsuz, gösterişli gösterişsiz, derecelerini verir. Bu değerlendirmeler, nesnel etkiler olmaksızın yaşanan kişisel duygulardır. Renk uyumu anlayışı öznel tutumlar dünyası yerine nesnel prensiplerin dünyası ile yer değiştirmiştir. Armoni dengesi, güçlerin uyumunu ifade eder.

Eğer yeşil bir kareye dikkatlice bakar sonra gözlerimizi kaparsak, kırmızı bir kare imajı görürüz. Bunun tersini yaparsak göreceğimiz yeşil bir kare imajıdır. Bu deneyi hangi renk üzerinde yaparsak sonuç baktığımız rengin tamamlayıcısı olur. Göz tamamlayıcı rengi bulur ve dengeleyenini (tamamlayıcısı) bulmaya çalışır. Bu olgu ardıl kontrast olarak isimlendirilir. Diğer bir denemede, saf bir rengin üzerine gri bir kare yerleştirirseniz, gri kare yeşil üzerinde kırmızımsı, mor üzerinde sarımsı, sarı üzerinde morumsu gri görünecektir. Her renk tamamlayıcısı ile, grinin hafifçe renklenmesine neden olacaktır.

Fizyolog Edward Hering şöyle der; “farklılaşan vizyonda kaybolan optik maddelerin durumuyla orta veya nötr gri birbirine eşittir.”

Bu da optik maddenin aynı kaldığını, diğer anlamda orta gri gözde tamamlayıcı bir denge meydana getirir. Hering, göz ve beynin orta griye gereksinim duyduğunu ve yokluğunun rahatsız edici olduğunu savunur. Eğer siyah bir yüzeyde beyaz bir kareye tekrar tekrar bakarsak siyah bir kare imajı, bunun tersini yani beyaz bir yüzeyde siyah bir kareye uzun süre bakarsak beyaz bir kare imajı görürüz. Bu gözün kendi kendini yeniden denge kurmaya yöneltmesidir. Göz orta gri bir yüzeyden tekrar orta gri bir kareye yönelirse durum değişmeyecektir. Bu da orta grinin görme duyumuzun gerektirdiği denge durumuna uygun olduğunu kanıtlar. Optik maddenin başkalaşması hayali bir izlenime benzer. Bizim görsel araçlarımızın dengesi, optik maddenin psiko-fizyolojik benzer ve farklı durumuna eşittir. Bu durumu renksiz gri yaratır. Beyaz ve siyahı karıştırarak veya iki tamamlayıcı renk ile beyazdan sarı, kırmızı ve mavi gibi üç ana rengi uygun oranlarda karıştırarak griyi elde edebilirsiniz. Her tamamlayıcı renk çifti üç ana rengi kapsar.

Kırmızı, yeşil Kırmızı (sarı ve mavi)
Mavi, turuncu Mavi (sarı ve kırmızı)
Sarı, mor Sarı (kırmızı ve mavi)

Sonuç olarak; sarı, kırmızı ve mavinin uygun oranlarını içeren iki veya daha çok rengin karışımı griyi verecektir. Sarı, kırmızı ve mavi tüm renklerin yerine geçecektir. Göz yapısının armonik dengeyi kurabilmek için bu bütünlüğe gereksinimi vardır. İki veya daha çok rengin karışımı nötr griyi verirse armoni içindedirler. Diğer renk kombinasyonları, yani griyi vermeyen karışımlar ekspresif veya uyumsuz karakterlerdir. Burada sınırlanan anlamı ile tek yanlı anlatımcı tonlamanın ve renk kompozisyonunun uyumsuz olduğu pek çok iyi resim vardır. Bu resimlerin bir yanı anlam olarak heyecan verici ve cazip efektlere sahiptir. Bu nedenle tüm renk kombinasyonlarının uyumlu olmasına gerek yoktur.

Renklerin yakınlık konumlarından farklı olarak elbette nicel oranları, saflık dereceleri ve parlaklıkları da önemlidir. Armoninin temel prensibi, fizyolojik açıdan tamamlayıcılık kuralı varsayılarak açıklanabilir. Goethe, Farbenlahre’sinde, öznel armoni ve bütünlük hakkında şöyle der; “Göz bir rengi gözlemlediğinde doğal olarak bilinçsizce bir eylem olarak, renk çemberinde bir yere denk düşen diğer bir rengi anında üretir. Belirli bir renk, genellikle çaba harcanarak özel bir duyarlılıkla göz tarafından desteklenir, sırada bu bütünlüğü anlamak ve ona yardımcı olmak vardır. Göz, renk dünyasının dışında, renksiz dünyanın içinde üretilen eksik rengi araştırır. İşte tüm renk armonisinin esas kuralı buradadır” (Bulut:1994:14).
Ostwald’a göre olumlu, memnuniyet verici renk efekti bize armoniyi çağrıştırır ve o armoninin özel ölçütlerini ortaya koyar. Önceden söylendiği gibi armoni kavramı, öznel tavırlar dünyasından nesnel prensipler dünyasına dönüşümdür.

Ostwald, “Armoni Düzen ve renk çemberleri aynı tondaki renktir. Anlık görünüm ve fizyolojik kuralları dışlar. Her estetik renk teorisinin ilk durağı renk çemberidir. Çünkü onun görevi renkleri sınıflandırmaktır” demiştir.
Bir renk ustası boyalarla çalışmalı ve renk sınıflandırması pigmentlerin karışımları ile olmalıdır. Buna göre; çap boyunca, karışımı griyi veren renkler tamamlayıcıdır. Renk çemberinde mavinin bulunduğu alanın karşıtı turuncudur, karışımları da griyi verir. Ostwald’ın renk çemberinde mavinin karşısında sarı vardır. Pigment onlara karıştırıldığında ise yeşili verir. Yapısal olarak bu temel farklılık; Oswald’ın renk çemberinin pentür ve uygulamalı sanatlar için uygun olmadığını gösterir.

Goethe ana renklerin parlaklıkları hakkında tahminde bulunarak, orantısal alanlarını ortaya koymuştur.
Sarı : Kırmızı : Mavi = 3 : 6 : 8
Tüm tamamlayıcı çiftler ve üçlüler hakkında genel bir tanım ortaya koyarak, oniki üyelik renk çemberinde yer alan eşkenar ve ikizkenar üçgenlerin renkleri ile, kare ve dikdörtgen formlu tüm dörtlülerin uyumlu olduğu söylenebilir.

Renk kompozisyonunda her renk statik etkiye sahiptir. Sarı, sarı olarak kırmızı, kırmızı olarak mavi, mavi olarak etkilidir. Gözün gereksinimi ilave edilen değil tamamlayan renkler ve üç rengin karışımı olan gri-siyahtır (Bulut,1994).

Powered by BetterDocs

Yorum Yap