Cisimlerin, mekanların yada yapıların bir araya gelerek dengeli bir bütün meydana getirmeleriyle birlik doğar. Birbirine zıt olan parçalar dahi birlik meydana getirirlerken bir uyuşma ve düzen içinde olmalıdırlar (Güngör,1972:103).

Kusursuz bir sanat eserinde bütün elmanlar birbirine bağlıdır, bunlar birleşerek bir bütün kurarlar, bu bütünün değeri ayrı ayrı elemanların toplamının değerinden daha üstündür. Whistler boyalarını aklıyla birbirine karıştırdığını söylemektedir. Birlik ressamın önündeki eşyayı doğrudan doğruya kendi heyecanlarıyla kavramasından doğar. Resmin fizik elemanları incelendikten sonra, sanatçının benliğinin ifadesi olan bu elle tutulmayan eleman da göz önünde bulundurulmalıdır (Read, 1987:50).

Bütün canlılar ve insan vücudu birlik için örnek olarak gösterilebilir. Şekli, amacı, görevi, çalışma tarzı, özellikleri farklı olan pek çok organ bir arada ve aynı amaç için çalışarak insan vücudunu meydana getirirler. Yaptığı işler ya da özellikleri birbirine zıt olan organlar dahi bu düzen içinde birbirleriyle uyuşmazlık oluşturmadan görev yaparlar. Makineler de birliğe örnek olarak gösterilebilir. Onların da her bir parçası belirli bir düzen içinde görevlerini yaparlar (Güngör, 1972:103).

Birliği statik ve dinamik olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Statik birlik; düzenli geometrik şekiller, eşkenar üçgen, daire ve onların türevleri olarak sunulur. Statik birliğe, kar taneleri ya da kristaller gibi doğal inorganik formlar birer örnektir. Statik yapılar sabitlenirler ve hareketsizdirler. Bitkiler ve hayvanlar dinamik birliğe örnektirler. Statik olan pasif ve hareketsizdir; dinamik ise aktif, yaşayan ve büyüyendir. Birbirleri ile kıyaslandıklarında, statik tasarımlar, düzenli tekrar örneklerine dayalı ve tekdüze iken, dinamik tasarımlar oluşturulan çekirdekleriyle, logaritmik spirallerin akan sürekliliği gibidir(Graves, 1951).

Birliğin meydana gelebilmesi için önce denge gereklidir. Dengesiz birlik olamaz. Dengenin bakışık yada bakışımsız oluşu birliğin meydana gelişine etki yapmaz. Her iki, denge şekli de birliğe gidişte kullanılabilir.

Güngör (1972 : 103), birliğe 3 yoldan ulaşabileceğimizi savunur;
1—Uygunluk yolu
2—Egemenlik ve değişkenlik yolu
3—Zıtlık yolu.

Fakat bu üç yoldan en iyi sonuç egemenlik ve değişkenlik yoludur. Daha fazla ilgi çekici sonuçlara bu yoldan ulaşılır.

Uygunluk yolunda tekrar, aralıklı tekrar, uygunluk ilkeleri uygulanır. Zıtlık yolunda zıtlık ilkesi uygulanır. Egemenlik ve değişkenlik yolu ise, diğer yolların devamında ayrı bir uğrak olduğu için ister uygunluk yolundan gidilsin, ister zıtlık yolundan gidilsin; diğer yollarda uygulanan ilkelerin yanı sıra ayrıca egemenlik ilkesi uygulanır. Konunun özelliği hangi yoldan gidilmesi gerektiğini ortaya koyar. Kullanılacak hacimlerin sayısı, ölçüleri ve mekanlardan beklenen uygunluk, zıtlık ya da egemenlik etkileri bu konuda uygun yolların seçilmesine olanak tanır.

Cantürk’e (1992 : 41) göre ise, plastik sanatlarda, nesne ve biçim öğeleri için iki durum söz konusudur. Birincisinde nesne olarak ele alınan elemanların kuruluş sisteminin getirdiği bağıntılar içinde bireysel kişiliklerini değiştirirlerse, bir görevsel birlik oluşturabilirler. Renk düzenine göre kurulması tasarlanan bir resimde nesnelerin doğal renkleri ne olursa olsun oluşturulması tasarlanan renk bütünlüğü içine girmesi gerekir. Resim, değerler sistemine göre tasarlanacaksa yapı öğeleri olan nesneler, ışık gölgenin oluşturduğu bütünlük içinde bireysel kişiliklerini değiştirmeleri gerekir. Başka türlü resimde bütünlük oluşturulamaz, tersine nesne sayısı kadar yapı ve biçim oluşması tehlikesi ortaya çıkar.

Resim doğrudan doğruya biçim öğeleri olan renklerin, çizgilerin,açık ve koyuların görevsel bir birlik oluşturabilmesi için bireysel kişiliklerinden arınarak, bütünün gerektirdiği bağıntılar içinde olmalıdır. Bu bağıntı içine girmeyen elemanlar tek başlarına hiçbir şeydir. Tüm bu elemanların varlığı ötekilerin varlığı ile bağıntılı ve bütünlenmiş olmalıdır (Cantürk, 1992 : 41).

Birlik kendiliğinden bellidir. Resimde tuval ve çerçeve, tasarımı birleştirmeye yardım eder. Dikdörtgen bir tuval, başlanılan bir birliktir. Çerçeve, resim ile uzayı ayırır ve böylece elemanları birbirine bağlamaya yardım eder. Şekil ve çerçeveden dolayı, en kaotik resim ve çizimde bile kesin bir birlik miktarı kaçınılmazdır (Graves, 1951).

Temel tasarım eleman ve ilkelerini bu şekilde açıklayabiliriz. Sonuç olarak denebilir ki, sanatsal ürünlerin tasarım aşamasındaki temel taşları, üretimi sonrasındaki değerlendirme kriterlerini oluşturan kavramları, temel tasarım eleman ve ilkeleri adı altında toplamaktayız. Oluşumu aşamasında kullanılan bu elemanlar iletişim aracı olarak sanatın dilini, elemanların organizasyonu sırasında uygulanan ilkeleri de dilin grameri olarak görebiliriz. Bu eleman ve ilkeler formu oluşturur. Formların organizasyonu ise; kurgu, düzenleme ve kompozisyonu sağlar. Bunların sonuç nitelikleri; uyum (armoni, ahenk) ve uygunluktur (içerik, yapı, işlev).

Powered by BetterDocs

Yorum Yap