İng. Watercolor, Fr. Aquarelle, Alm. Wasserfarbe, Aquarell, “Akvarel” olarak da bilinir. Geniş anlamda, bağlayıcı olarak suda eriyebilen bitkisel kökenli zamk ile Claude Lorrain sulu boyapigment karışımından elde edilen boya türleridir. Gerçek suluboyanın guvaşdan ya da temperadan farkı açık renklerin beyaz boya katmak yerine suyla inceltilerek elde edilmesidir. Geniş anlamdaki suluboyanın en erken örneklerine Eski Mısır’ın papirüs rulolarında, Çin ve Japonya’da ipek ve pirinç kağıdı üstüne yapılan resimlerde rastlanır. Avrupa’daysa çırpılmış yumurta akıyla karıştırılarak elde edilen türü, ortaçağ el yazmalarını süslemede kullanılmıştır.Gerçek suluboyanın en erken tek renkli örnekleri, 17.yy’da, kahverengi kurum boya (bistre) ya da daha açık mürekkep kalem çizimlerde görülür.

En çok kullanılanı tablet suluboya olmakla beraber, tüp ve likit suluboya ile birlikte üç türlü suluboya vardır. Suluboyanın, bileşimindeki arap zamkı çok olduğunda akışkanlığı azalır, az olduğunda artar.

Claude Lorrain ve Rembrandt bu yöntemi kullanarak üstün ışık etkileri yaratmışlardır. Çok renkli suluboyanın ilk kez 15. yy’da Dürer ve Van Dyck tarafından kullanılmasına karşın bu alandaki en önemli gelişmeler 18.yy’ın sonuyla 19.yy’ın başında İngiltere’de olmuştur. Tek renkli suluboyadan esinlenerek gerçekleştirilen ve daha çok kent görünümleriyle arkeolojik alanları belgeleyen bu resimlerde (topografik resim) çok renkliliğe geçiş henüz tümüyle sağlanamamıştır. Bu dönemde William Pars (1742-82) ve Francis Towne (1739/40-1816) gibi çizim ustaları özellikle İtalya’ya yaptıkları gezilerde çok sayıda kent görünümü yapmışlardır. Gene aynı yıllarda J.R.Cozens’in dağ görünümlerini betimlediği şiirsel manzaralarının ardından Thomas Girtin (1775-1802) tek renkli suluboya resimlere başka renkler de ekleyerek çok renkliliğe geçişi sağlamıştır. aksam cezani paul Cezanne suluboya 2
.
Bu tekniği geliştiren J.M.W.Turner bir süre birlikte çalıştığı Girtin’den büyük ölçüde etkilenmiştir. Suluboyanın sunduğu yeni olanakları Constable, romantizm anlayışı içinde kullanarak suluboya resme yepyeni bir nitelik kazandırmıştır. 19. yy. başlarında önce paletlerini zenginleştiren sanatçılar bundan sonra da konularını genişletmeye başlamış, Cox ve Cotman manzaralar; Bonington figürlü manzaralar; Samuel Prout’sa (1783-1852) figürlü mimari görünümler yapmışlardır. 20.yy’da Wilson Philip Steer (1890-1942), Graham Vivian Sutherland (1903-80) ve P.Nash, İngiliz suluboya geleneğini sürdürmüşlerdir. Öte yandan, Avrupa’da oldukça az ve ender kullanılan suluboya, Yeni-İzlenimcilik’le birlikte kısa bir süre yaygınlık kazanmış, Cezanne, Signac ve Dunayer de Segonzac’la Dufy bu tekniği denemişlerdir.

Powered by BetterDocs

Yorum Yap