Oran, ölçüler arasındaki, uyum-denetim-gereklilik işlevlerine bağlı ilişkidir. Büyüklük, nicelik, derece bakımdan, iki öğe veya parça ile bütün arasında bulunan ölçüsel ilişki orandır. Oran, iki şey arasındaki, özellikle ölçüsel uygunluktur. İki veya daha fazla nicelik, büyüklük arasındaki bağıntıdır. İnsan, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendine göre, ölçüler arasında ”oranlamalar” yaparak duyumsar, algılar.

Birimsel, ölçüsel kıyas sistematiği, karşılaştırma düzeni, orandır (Atalayer, 1994:204). Bigalı’ya (1976:205) göre oran, denge ve karşılaştırmayı ifade eder. Ölçü, sayı, durum ve hacim ile anlatılır. Bir ölçünün başka bir ölçüyle ilgisi, her zaman önemlidir. Büyük, küçük, daha küçük oran formasyonunun valör, çizgi, şekil ve renkte, denge ve psikolojik yönden kararlanması gereklidir. Oranlar arasındaki farklılıklar, birini ötekine göre değerlendiren organizasyon ilkeleridir. Doğru ölçü ya da denge için, bir kural yoktur. Yalnızca, yaratıcının kişisel hükmü yeterlidir. Ressam, kompozisyonun parçalarını tartmak ve karar vermede, kişisel değişikliklere ve izlenimlere önem vermelidir.

Sanat eserinde objektif oran yoktur. Bölen ile bölünen alan güzel değilse süsleme, gerçeği saklamaktan başka bir işe yaramaz. Seçilmiş ya da sınırlı bir yüzeyin, güzel ve sistemli oranlarla bölünmesi, ilk görünüşte gerekli etkiyi yaparak, resmi sahte olmaktan kurtarır. Gözü ve duyguyu doyuran oranlar bulunması duyarlı bir anlatım için gereklidir.

Çağlarca (1999:65) ise oranı, bir objenin bütününü oluşturan parça ve uzunluklar arasındaki ayrıntılarının farkları olarak tanımlamaktadır. Bu orantılar sanatçılar tarafından geometrik işlevlerle kanonlaştırılmışlardır. Proporsiyon, parçayla bütün arasındaki fark bağlantısını araştırır.

“Bir yüzeyin pratik organizasyonunda yüzeyi; ortalar, köşegenler ve duyarlı ölçülerle bölmek, eşyayı bu sistem içine düşürmek anlatımımızı tamamlar. Bir yüzeyin pratik organizasyonunda sistem, insandaki ölçü sistemidir. Tablonun bölüm sistemi, insan yüzünde ve iskeletindeki gibidir. İnsan üzerindeki parçalar, çıkıntı ve girintiler arasında belirlenen mesafelerdeki uyumluluk, yaradılış formu olarak göze çarpar. Yüzümüzdeki bölüntüler; kaş, göz, burun altı, ağız, çene üstü, girinti ve çıkıntılarla belirlenmiş mesafeler, bunların oran kaliteleri, tanrısal, mistik ve olgun bir sistem içinde oluşur. Resmin veya plastik eserin muhtaç olduğu mistik ve evrensel amaç için, bölüm ve oran kalitesi, insandaki gibi geliştirilir. Üstün ve mistik değerlerin yansımadığı eser ise, aleladelikte kalarak, değer hükümlerinden uzaklaşır. Hayat ve evren, yaradılış sırrı olarak, sistemli ve armonik düzeni yansıtır. Sanatçı, bu düzeni sezgiyle bulur ve eserinde yaşatır. İnsan, evrenin ve yaradılışın bütün sır ve kanunlarını üzerinde toplamıştır. Bu sebeple üstün bir yaratıktır. Mistik eseri oluşturan bütün kanunlar, insan ve insan ölçü sistemi içinde, gerekli mistisizmi taşır. Normal yapıdaki bir insanda, göbek noktası, bütün içinde önemli bir orandır. Öteki belirli kısımlar da mistik oranlarla bezenmiştir. Sanatçı, bu sistemi resmine yansıtmakla yükümlüdür. Artist, plastik kompozisyonun kuruluşuna bu değeri katmakla, estetik bir üstünlük yaratan cazibe kanunlarından birini yerine getirmiş olur” (Bigalı, 1976:205).

Plastik sanatlarda düzeni meydana getiren biçimsel oluşumlar kendi aralarında yapısal bağıntılar kurarlar. Parça ve bütün ilişkisi sorunu çözümlenmelidir. Bir sanat eseri bu bakımdan ya eş zamanlı (simültan) bir düzen birliğini kapsar ya da sürekli (successif) bir düzen fikrine bağlanır. Bütünlük ister sürekli, ister eş zamanlı olsun, geometrik orantıları onun biçimsel olgunluğunu gösterir. Sanattaki güzellik ve uyumun kaynağı olarak da bunlar gösterilmiştir. Altın kesim adı verilen geometrik orantı, biçim mükemmelliğinin anahtarı olarak yüzyıllar boyunca denenmiş ve yalnız sanatta değil doğadaki nesneler ve insan bedeninde denenmiştir (Tansuğ, 1976 : 48).

Altın Oran: Altın kesim orantısı ise; sınırlı bir doğrunun belli bir yerden kesilmesiyle o doğrunun, küçük parçasının büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütüne oranına eşit olunca belirir. Bu kesim noktasına altın kesim noktası ve oranca çıkan 1,618 sayısına da altın oran sayısı denir. Küçük parçanın büyük parçaya oranı,

büyük parçanın bütüne oranı ile eşittir. Altın kesim geometrik orantı ve biçim mükemmeliyetinin anahtarıdır. Altın oran Yunan ve Roma sanatında (resim, heykel, mimari) değişmez kurallarla Rönesans sanatına hakim olan bir oran ölçüsüdür (Çağlarca, 1999:65).

Altın Oran, matematikte ve fiziksel evrende ezelden beri var olmasına rağmen, insanlar tarafından ne zaman keşfedildiğine ve kullanılmaya başlandığına dair kesin bir bilgi mevcut değildir. Tarih boyunca bir çok defa yeniden keşfedilmiş olma olasılığı kuvvetlidir.

Altın oran, doğada sayısız canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan orandır. Bir dikdörtgenin boyunun enine olan “en estetik” oranı diye de tanımlandığı olmuştur. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. Göze çok hoş gelen bir orandır.

Altın Oran; CB / AC = AB / CB = 1.618; bu oramn değeri her ölçü için 1.618 dir. Altın Oran, pi (n) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1.618033988749894… dür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak) Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, PHI’dir.

Oran, estetik ifadenin gücünü, etkisini şiddetlendirir veya yok eder. Algı zenginliği, oran duygusunu geliştirip pekiştirir. Ölçü, görsel sanatlarda, tamamen, “oran” ilişkileriyle varolur. Oransızlık, “nispetsizlik”, kıyas ve karşılaştırma olarak, ölçüsüz, hesapsız görünümdür, ölçüsel uyumsuzluktur (Atalayer, 1994:205).

Powered by BetterDocs

Yorum Yap